|
|
|
 |
Takvim |
 |
| « |
Eylül - 2010 |
» |
| PT |
SL |
ÇŞ |
PŞ |
CM |
CT |
PZ |
| | |
1 |
2 |
3 |
4 |
5 |
| 6 |
7 |
8 |
9 |
10 |
11 |
12 |
| 13 |
14 |
15 |
16 |
17 |
18 |
19 |
| 20 |
21 |
22 |
23 |
24 |
25 |
26 |
| 27 |
28 |
29 |
30 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
 |
 |
Sevdigim Siirler |
 |
|
|
| Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver ! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. Kızıllığında ısındık, Dağlardan çöllere düş..devamı>> |
|
|
| Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!Baba katiliyle baban bir safta!Bir de geri adam,boynunda yafta...Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,Kırmızı tuğlalar altı köşeli.Bu yol da tutuktur hapse düşeli...Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konakNe ayak dayanır buna ,ne tırnak!Bir alem ki, gökler boru içinde.Akıl almazların zoru içindeÜstüste sorular soru içinde.Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?Buradan insan mı çıkar,tabut mu?Bir idam..devamı>> |
|
|
| nsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek iç..devamı>> |
|
|
| Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.
Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.
İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evl..devamı>> |
|
|
|
BACIMIN ÖRTÜSÜ BATMIŞ ZALİMİN GÖZÜNE
BİLLAH ACIRIM TÜKÜRÜĞE TÜKÜRSEM YÜZÜNE
MEDENİ OLMAK AÇMAKSA BEDENİ
DESENİZE HAYVANLAR BİZDEN DAHA MEDENİ
_______MEHMET AKİF ERSOY..devamı>> |
|
|
| Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,Ostralya'yla beraber ..devamı>> |
|
|
|
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:
..devamı>> |
| Toplam 7 Blog, 1 Sayfada Gösterilmektedir. |
|
[1]
|
|
 |
|